İda Ultra-Run Zeus 36K (2018)

Karar Anı ve Sonrası

Yılın son yarışı olarak İda Ultra Run Zeus etabına  katılmaya 64K’lık Kapadokya Ultra Medium Trail yarışından sonra karar verdim. Ancak işim gereği iki hafta üstüne yaptığım yurt dışı seyahatler ve sonrasında yaşadığım hafif kırgınlık nedeniyle neredeyse hiç antrenman yapma imkanım olmadı. Sadece yarıştan 2 hafta önce Selçuk’ta ilki gerçekleştirilen ‘Uluslararası Efes Yarımaratonu’na (ilk ve) son uzun antrenmanım olsun diye katıldım. Tamamı yağmur altında geçen Efes Yarımaratonunda yaşanan bir çok tatsızlık nedeniyle pek çok kişi yanlış rotada veya eksik mesafe koşunca ben de yaş grubumda 3. olmuşum. (zaten yaş grubumda doğru rota-mesafe yapan 3 kişiymiş, pek de bir başarı sayılmaz yani 🙂

Yol Arkadaşlığı

Yarışa katılma kararını verdikten sonra sıra ulaşım ve konaklama konularını halletmeye gelmişti. Ulaşım konusunda 2 yıl önceki Uludağ Ultra yarışına birlikte seyahat ettiğimiz arkadaşlar imdadıma yetişti.  Araba kiralama ve ulaşımdan sorumlu grup liderimiz Burçin Bey ile Hakan Bey ve Işıl Hanım’a dağlara kısa bir hafta sonu kaçamağı yapmak isteyen okuldan arkadaşım Gülfer de eklenince arabada 5 kişi olduk. 30 Kasım Cuma akşamı saat altı civarı başlayan İda Ultra yolculuğumuz bol bol koşu ve yarış sohbeti eşliğinde Güre’ye saat 22:45 gibi varmamızla birlikte sona erdi.

Gülfer ve ben Afrodit Termal Otel’de konakladık, diğer arkadaşlar ise Form Termal Otel’de kaldılar.  (Önümüzdeki yıl yarışa katılmayı düşünenlere not: Afrodit Termal Oteli kesinlikle tavsiye etmiyorum. Çok pis bir otel, çalışanlar kaba ve ilgisiz, yarış sabahı kahvaltıdan sorumlu personel gelmediği için yarışmacılara kahvaltı servisi yapamadılar)

Çanta Kontrolü ve Kit Teslimi

Yarış kiti dağıtımı Cuma saat 22:00’ye kadar olduğu için o gün yetişememiştik. Hakan Bey ve Işıl Hanım 15K Köy Koşusu kategorisinde ben 36K Run Zeus kategorisinde koşacaktık ve her iki yarış da 1 Aralık Cumartesi sabahı saat 10:00’da başlıyordu. Kit dağıtımı bizim yarışlar için yarış sabahı saat 08.00 – 08.30 arasında yapılacaktı. Dağıtımın yapılacağı Güre  Kapalı Spor Salonuna biraz aramayla saat 08:15 gibi salona ulaştık. Ancak kit dağıtım alanı çok kalabalıktı ve her iki kategorinin dağıtımı da aynı masalarda aynı görevliler tarafından yapılıyordu. Kit almak isteyen yarışmacılar çok kalabalık, görevli sayısı ise yetersizdi. Sağlık raporlarının fotokopisini almaya çalıştıkları için oldukça fazla zaman kaybediyorlardı. Sonunda raporların asıllarını alıp fotokopi çekmekten vazgeçmeyi akıl ettiler de süreç biraz hızlandı.

Yarış kitlerimizi aldık ancak göğüs numaralarımızı tutturacak çatal-iğnelerin tükendiği söylendi. Bu konuda her zaman tedbirli olan ben bu sefer yanımda çatal iğne falan getirmemiştim. Neyse sonunda Burçin Bey’in pratik düşüncesi ile göğüs numaramı kilitlenen plastik bağlayıcılarla sırt çantama taktık. Böylece ilk kez bir yarışta göğüs numaram sırtımda koştum.

Destek Ekibi ile Koşmanın Dayanılmaz Hafifliği

Destek Ekibi (support crew) genellikle ünlü koşucuların kullandıkları, yarışlarda kontrol noktalarında onların ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olan sporcu, akraba, arkadaş vb. kişiler.  Ben de ilk defa bu yarışta bir destek ekibi ile koşuyormuşum gibi hissettim.

Zaten İda’da yarışmayacak olan Burçin Bey ve Gülfer, 15K Köy Koşusunu tamamlayan Hakan Bey ve Işıl’ı da yanlarına alarak beni kontrol noktalarında beklemeye başladılar.

İlk olarak onların finish noktası, benim ilk kontrol noktam olan Adatepe Köyüne 2:24:16 (231. sırada) süre ile ulaştım. Burada bir süre tuvalet arama, sıra bekleme vb vakit kaybedip, sularımı destek ekibimin yardımlarıyla yeniledikten sonra masalarda benim gibi geriden gelen yavaş koşuculara kalan kahvaltılık cornflexlerden biraz atıştırıp kolalı su içerek oradan ayrıldım.

Ben yaklaşık 29. kilometredeki ikinci kontrol noktası olan Doyran Köyüne doğru yol alırken destek ekibim de araçlarıyla beni karşılamak üzere oraya doğru yola çıkmışlar.

Adatepe ile Doyran arasında önce dik bir iniş, dere geçişleri ve sonra biri kısa diğeri daha uzun (hatta bana göre bitmek bilmeyen) iki dik çıkış var. (bakınız aşağıdaki tırmanış profili 🙂

run zeus

Run Zeus tırmanış grafiği (kaynak: organizasyon web sayfası)

İki kontrol noktası arasındaki dere geçişlerinde ayakkabılarımı ve çorabımı çıkartmadan suya basıp geçtim ancak bu geçişlerden bir tanesi oldukça geniş ve dizlerimize kadar gelen derinlikte bir dereden geçişti. Bu geçişten sonra durup ayakkabılarıma dolan suyu boşalttım, çoraplarımı çıkartıp sıktım ve tekrar giydim. Burada bazı koşucular ıslanmasın diye suya girmeden önce ayakkabı ve çoraplarını çıkartmayı tercih etmişlerdi. Bu tür durumlarda ne yapacağınız tamamen kendinize kalmış, zaten kürsü için koşan hızlı bir sporcuysanız ayakkabıyla, çorapla falan oyalanmadan basıp geçiyorsunuz. Benim gibi yavaşsanız orada kaybedeceğiniz üç-beş dakika yarış sonucunuza çok da etki etmiyor.

BAEM3273

Destek ekibimden arkadaşım Gülfer suluğumu yerleştirmeme yardım ediyor (29K, Doyran CP)

Nihayet ikinci kontrol noktası Doyran’a 5:10:56 süre ile (217. sırada) geldim. Tırmanışlardan yorulmuştum ve aldığım jellerden midem bulanmaya başlamıştı, kontrol noktasına gelirken burada olacağı belirtilen tuzlu yiyeceklerin hayalini kuruyordum (yarış web sitesinde bu noktada Su, Meyve, Kraker, Çikolata, Kola, Soda, Limon, Peynir, Zeytin, Çay olacağı yazıyordu) Ancak masada limon, peynir, zeytin ve çaydan eser yoktu. Kendi kendime aklımdan “sen de bu kadar yavaş koşup gerilerde kalmasaydın, gene ikmal noktasında hiç bir şey kalmamış” diye geçirdim.

Burada destek ekibim bana “çok iyi görünüyorsun”, “hiç 29 km koşmuş gibi değilsin”, “çok iyi gidiyorsun” gibi motive edici sözlerle bir yandan moral desteği verdiler bir yandan da suluklarımı doldurup yerleştirmeme yardım ettiler. Hepsine buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

Yalnız Finish

Yavaş koşanların finishi yalnız olur 🙂 

İkinci ve son kontrol noktası olan Doyran (29K)’dan çıktıktan sonra yaklaşık  4 km daha süren tırmanışın ardından son üç kilometre sürekli yokuş aşağı iniş (en sevdiğim şey) ile devam ediyordu. Son tırmanışta kaybettiğim zamanı az da olsa telafi edebilmek ve tırmanışlarda beni geçen yarışmacılardan en azından bir kaçını geçebilmek düşüncesi ile bu son 3K’yı yardırıp yaklaşık on koşucuyu geçtim ve Altınoluk merkezindeki finish noktasına ulaştım. (yarış sonrası sonuçlara baktığımda bu atağım sayesinde yarıştaki her iki kontrol noktasına da benden önce girmiş olan toplam 13 kişiyi geçtiğimi gördüm)

Ancak yavaş koşucu olarak bilinmenin bir dezavantajı da destek ekibinizin sizin bir sonraki istasyona varış sürenizi yanlış hesaplaması olabiliyor. Son kilometrelerde hızlanınca finishte beni karşılan kimse yoktu. Zaten finish noktasındaki görevliler de “bitse de gitsek artık” havasındaydı.

Sonuç olarak Run Zeus’u tamamlayan 223 kişi arasında 200., kadınlarda bitiren 58 kadın arasında 47. ve yaş grubumdaki 27 kadın arasında 19. olarak 06:17:29 süre ile tamamladım.

IMG_6810

36K finish noktası Altınoluk (fotoğrafımı çeken tanımadığım koşucu arkadaşıma teşekkürler)

IMG_6807

Finisher Madalyası

 

 

 

 

 

 

 

 

Organize İşler Bunlar…

Son olarak organizasyon ile ile ilgili bir kaç noktaya değinmek istiyorum.

Bu tür yarış organizasyonlarını başarıyla kotarmak gerçekten çok zor, bir çok kişinin koordineli bir şekilde özveri ile çalışmasını gerektiriyor. Katılımcılardan alınan ücretlerin yapılan masrafları karşıladığını sanmıyorum, hele bir de büyük sponsorlar ve yerel destekçiler olmayınca  4 ayrı kategoride (İda Ultra, ida Half Utra, Run Zeus ve Köy Koşusu) yüzlerce koşucunun ulaşım, güvenlik, sağlık, beslenme, vb ihtiyaçlarını karşılamak çok zor bir iş. Bu nedenle burada yazacaklarım eleştiriden ziyade önümüzdeki yıllarda yapılacak organizasyonlar için eksikliklere dikkat çekmek ve naçizane öneriler olarak düşünülebilir:

Kayıt ve kit dağıtımı: Kayıt/kit dağıtım alanı hem fiziksel kapasite olarak hem de kayıt desteği veren gönüllülerin sayısı açısından yetersizdi. Onlarca kişi kit almak için sıra beklerken kayıtta görevli gönüllülerden birinin “beş dakika sonra kayıt masası kapanacak” diye duyuru yapması neredeyse isyan çıkaracaktı. Kilometrelerce uzaktan yarış için gelenleri eleman yetersizliği nedeniyle kayıt geciktiği için geri çevirmek düşünülemez. Sanırım duyuruyu yapan gönüllü bu duyuruyu acemiliğinden yaptı. Biz kaydımızı yaptırıp ayrıldık, umarım bekleyen herkesin kaydı yapılmış, kimse geri çevrilmemiştir.

Kayıtta karmaşa ve gecikme yaşamamak adına her yarış kategorisi için ayrı masalarda kayıt almaya imkan verecek daha geniş bir yer bulunmasını tavsiye ederim. Ayrıca yarış sabahı kayıt masalarında yığılmayı azaltmak için yarış öncesi Cuma günü akşamı kayıtların gece 24:00’e kadar devam ettirilmesi düşünülebilir.

Start ve işaretlemeler: 15K köy koşusu ve 36K Run Zeus etabı aynı saatte, aynı noktadan başladı. Yeşilyurt köy meydanında güzel bir kalabalık vardı. Ancak startta ses düzeni, mikrofon veya müzik olmadığı için çok sessiz sedasız bir başlangıç oldu. Benim gibi biraz gerilerden start alanlar start işaretinin verildiğini bile duyamadı. Önümüzdeki yıllarda biraz daha coşkulu bir start planlanabilir.

Benim koştuğum parkurda işaretlemeler yeterliydi. Sadece bir kaç noktada bağlanan işaretlerin sarkan bölümleri koptuğu/kopartıldığı için neredeyse görünmez olmuştu.

Kontrol ve İkmal Noktaları: 36K Run Zeus ilk ikmal noktası ile 15K Köy Koşusunun finish noktası aynı olduğundan benim gibi yavaş koştuğu için sonlara kalan 36K koşucuları için bu noktada cornflex ve koladan başka bir şey kalmamıştı. Burada Run Zeus koşucularının ikmal noktası 15K finish noktasından ayrılabilir. Run Zeus ikinci ikmal noktasındaki durumu yukarı da yazmıştım, burada tekrar etmeyeceğim. 36K Finish noktasında ise  web sayfasında belirtilenlerden (Su, Meyve, Kola, Kek, Kraker, Soda, Limon, Peynir, Zeytin, Çay, Çorba, Doktor) ben bitirdiğimde sadece su, kola ve soda kalmıştı. Buradaki görevliler de yukarıda yazdığım gibi “bitse de gitsek artık” havasındaydı. Finishte en son gelen koşucunun da ilk gelenler kadar bir sıcak çorba içmeyi hak ettiğini düşünüyorum.

Genel bir öneri olarak kayıtta ve tüm ikmal noktalarında gönüllü sayısının arttırılmasının ve gönüllülerin koşuculara nasıl davranacağı, nasıl yardımcı olmaları gerektiği konularında bir ön bilgilendirmeden geçmelerinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Son Not

İda Ultra yarışları çok güzel, doğa harikası bir parkurda gerçekleşiyor ancak ormanın en derin noktalarında bile “insan”lar tarafından bırakılmış çöp ve moloz yığınlarını görmek çok üzücüydü. 😦 Bu konuda organizasyonun ya da koşucuların yapabileceği bir şey yok gibi ama en azından yerel yönetimlerle birlikte yöre halkını bilinçlendirme konusunda bir şeyler yapılabilir mi düşünmek lazım…

Emeği geçen herkese teşekkürler…

IMG_6802

Dere geçişi dediğimiz böyle bir şey…

IMG_6804

 

 

 

 

 

Advertisements